Türkiye Klinik Araştırmaların Merkesi Olma Yolunda Hızla Yol Alıyor

By Fortune Türkiye

“HEMATOLOJI, ONKOLOJI, INFLAMASYON, KARDIYOVASKÜLER, NEFROLOJI VE KEMIK SAĞLIĞI ALANLARINDA HEM YETIŞKIN HEM DE PEDIYATRIK HASTALARIN TEDAVISINI AMAÇLAYAN, FAZ 1’DEN BAŞLAYARAK TÜM FAZLARDA ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ” DIYEN AMGEN TÜRKIYE GENEL MÜDÜRÜ GÜLDEM BERKMAN, FAZ ÇALIŞMALARININ YANI SIRA GÖZLEMSEL ILAÇ ÇALIŞMALARI VE ARAŞTIRMACI DESTEKLI ÇALIŞMALARLA SON IKI YILDA YAKLAŞIK 1,5 MILYON DOLAR DEĞERINDEKI YATIRIMLARI SÜRDÜRDÜKLERININ ALTINI ÇIZIYOR.

ŞULE LALELİ

AMGEN TÜRKIYE GENEL MÜDÜRÜ GÜLDEM BERKMAN yönetici misyonu ve vizyoner bakış açısıyla Türk iş dünyasına ilham veren liderlerden biri. Fortune için bir araya geldiğimiz Amgen merkez ofisinde, Berkman’ın gündemi oldukça yoğun. Frekansları yüksek işlerin her birine ayrı önem veriyor. Şirket kültürünü güven ve şeffaflık ilkesi üzerine inşa etmiş. Yüksek motivasyonlu çalışanlar, kapsayıcı çalışma kültürü ve daha fazla öğrenmeye ayrılan zaman olmazsa olmazları.. Yoğun temposunun arasında Güldem Berkman ile ilaç sektörünü, Türkiye’nin fırsatlarını ve Amgen Türkiye’nin geleceğe yönelik hedeflerini konuştuk.

Genel olarak baktığımızda sektör ve Türkiye, ilaç sektörü, sağlık ve ilaç şirketleri nasıl bir büyüme ve gelişme içinde?
“Türkiye ilaç sektöründe sosyal devlet adına iyi bir sağlık servisi sunuyor. Dünya üzerindeki örnek sağlık sistemlerinden biri. Türkiye özellikle 2009-2012 döneminden itibaren ilaç sektörünü fiyatlarla dengelemeye çalıştı ve şu ana kadar ilaç sektöründeki Türkiye›deki en önemli konu ilaç fiyatları oldu. Dünyadaki en uygun fiyatlı ürünler şu anda Türkiye’de satılıyor diyebiliriz. İkinci önemli konu; inovasyon. Özellikle de kanser gibi hastalıklarda Türkiye’ye getirilen yenilikçi ilaçlar konusunda ilaç şirketleri fiyatlar nedeniyle novasyon konusunu daha fazla gündeme ge- tirmeli. Bugün 300 ruhsatlı ve geri ödemesi alınan Avrupa’daki ürünlerden sadece 20 tanesi Türkiye’de. Dolayısıyla yeni ilaçlara ulaşmakta zorluk çekiliyor. Güzel haber ise Türkiye’de hepimizin hayali olan klinik çalışmaların artmış olması. Çünkü klinik çalışmalar gerçekten ilaç sektörü için çok önemli bir yatırım aracı.

Bu klinik araştırmalardan biraz bahseder misiniz? Amgen Türkiye olarak siz nasıl bir yaklaşım sergilediniz bu alanda?
Son iki yılda Türkiye’deki klinik araştırma hacmimizi iki katına yükselttik. Bu artışta yakın coğrafyamızdaki klinik araştırma yatırımlarının yer değiştirmesi, Avrupa Birliği ülkelerini önemli ölçüde etkileyen regülasyon değişiklikleri ve elbette ki Türkiye’deki organizasyonumuzun 2011 yılından bu yana Türkiye’de yürüttüğü başarılı çalışmaların kazandırdığı güven ortamı etkili oldu. Hematoloji- Onkoloji, İnflamasyon, Kardiyovasküler, Nefroloji ve Kemik Sağlığı alanlarında hem yetişkin hem de pediyatrik hastaların tedavisini amaçlayan, Faz 1’den başlayarak tüm fazlarda çalışmalar yürütüyoruz. Şu anda yürütmekte olduğumuz çalışmalarımızın büyük bölümünü Faz 3 çalışmaları oluşturuyor. Türkiye’de bugüne kadar üç Faz 1 çalışma yürütüp tamamlamış ender klinik ilaç araştırması yapan şirketlerden biriyiz. Faz çalışmalarının yanı sıra gözlemsel ilaç çalışmalarımızın ve araştırmacı destekli çalışmalarımızın da bulunduğunu paylaşmak isterim. Son 2 yılda yaklaşık 1,5 milyon dolar değerindeki yatırımlarımızı her geçen yıl artırarak sürdürüyoruz.

Peki bu çalışmalar neden arttı?

Çünkü çok yetkin hekimlerimiz var. Bir sürü prosedür problemini aşarak, yetkin ve çok kaliteli klinik araştırmalar yapan bir ülke haline geldik. Rusya’da çok fazla klinik araştırma vardı savaş sonrası tüm çalışmalar bize aktarıldı. Avrupa’da klinik araştırma regülasyonunda çok zorluklar var. Rüzgar bizim tarafımıza doğru esiyor. Kısaca klinik araştırmalarda çok ileri noktadayız diyebilirim.

Peki rekabet nereye doğru gidiyor?

İlaç sektöründe Türkiye’de çok fazla şirket var ve sayıları da her geçen gün artıyor. Yüzlerce biyoteknoloji şirketi var. Startup dediğimiz şirketler biyoteknoloji ilaçlarında çalışıyor. Çünkü çok hızlı davranabilen küçük şirketlerin revaçta olduğu bir dönemdeyiz. Eskiden çok büyük üretim tesisi yoksa kocaman bir şirket sayılmıyordunuz. Şimdi durum değişti. Türkiye olarak yeni girişimlere biyoteknoloji şirketlerine ve starup’lara daha fazla yönelim olacak.

Neden biyoteknoloji özellikle?

Çünkü biyolojik olarak insana dair o kadar çok şey öğrenildi ki gen haritalarıyla… Yapay zeka ile biz bugün birçok hastanın hangi proteinleri aldığında hangi çözüm üretilebilir konusunu rahatlıkla aşıyoruz. Bu alanda o nedenle çok fazla startup şirket mevcut ve sayıları her geçen gün artıyor. Bunun dışında eskiden dişte ve saç ekiminde Türkiye çok tercih edilirdi. Artık kanser hastaları geliyor. Kırık tedavisi, kalça kırığı tedavileri için geliyorlar. Çok kaliteli bir servis var Türkiye’de. Özel hastanelerin yurt dışında şubeleri var. Türkiye tedavi merkezi olarak örnek ülkelerden biri.

Türkiye’nin gündemini hangi hastalıklar meşgul edecek gelecek dönem?
Dünyada iki hastalığın ivmesi artıyor diyebiliriz. Biri kanser diğeri de bağışıklık sistemi hastalıkları. Yani sedef romatoid artrit gibi hastalıklar.. Üçüncü sırada Alzheimer var. Her beş yılda iki kat artıyor bu hastalığın oranı. Türkiye’de ise şişmanlık yani obezite çok ciddi artmış durumda. Obezite kardiyovasküler hastalıkları da tetikliyor. Türkiye obezitede ilk 3-4 ülke arasında. Bunun dışında sigara ve buna bağlı hastalıklar gündemde olacak. Ayrıca Akdeniz Anemisi de Türkiye’de ivmesi yüksek ve sık görülen hastalıklar arasında diyebiliriz.

Amgen’in dünyada ve Türkiye’de IK politikası nasıl? Sektöre katma değer sağlayacak çalışan ihtiyacı için hangi programlar gündeminizde?
Önceliğimiz çalışanları iyi yetiştirmek. Pandemiye yanıt olarak başlayan ve hızla yeni çalışma modelimiz olarak benimsediğimiz esneklik, mevcut çalışanlarımıza ve yeni işe alımlarda bize daha fazla seçenek sunuyor. FlexSpace, öncelikle online bir yaklaşımı ve ofise bilinçli şekilde gitmeyi ifade ediyor. Ofisin kullanımını, yüz yüze gerçekleştirildiğinde daha verimli olan etkinlikler için artırmaya özen gösteriyoruz. Amgen’da, dünya çapında (üretim, saha vb. çalışanlar hariç) tüm çalışanlar haftada 1 gün ofise gidiyor. Bunun dışında, ofise gitme durumunu yapılacak etkinliğin amacına göre belirliyoruz. Yeni FlexSpace çalışma modelimiz, esnekliği teşvik ediyor ve çalışanların kendi zamanlarını ve sorumluluklarını nasıl yönetecekleri konusunda daha fazla yetki veren bir yol oluşturuyor. Amgen olarak şu anda erkek kadın çalışan oranımız tüm çalı- şanlarda kadın çalışan oranı yüzde 40. Yönetim ekibinde kadın yönetici oranı yüzde 34.

BENZER MAKALELER

SON MAKALELER

Loading...