Şule Laleli – TÜBİSAD’ın yeni dönem misyonu, Türkiye’nin yüksek teknoloji kullanabilen, üretebilen ve ihraç eden bir ülke olmasını desteklemek olarak dikkat çekiyor. Bilişim ekosistemini büyütmek için kurumların in-house geliştirdikleri sektörel çözümlerin ürünleştirilerek ekosistem ekonomisine (out-house) katılması (In-House’dan -Outhouse’a) gerekiyor.
Bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe Türkiye’nin son iki sene içindeki en büyük kazançları neler oldu?
Geçtiğimiz yıl mayıs ayında açıkladığımız “Bilgi ve İletişim Teknolojileri Sektörü 2023 Yılı Pazar Verileri ve Trendleri” raporuna göre, sektör TL bazında bir önceki yıla kıyasla yüzde 83 oranında büyüyerek 784,6 milyar TL’lik bir hacme ulaştı. Sektörün dolar bazındaki büyüklüğü yüzde 27’lik bir artışla 33 milyar dolara yükseldi. Sektör büyüklüğünü oluşturan iki ana unsurdan biri olan bilgi teknolojileri, 2019-2023 yılları arasında yüzde 60 büyüyerek 2023 yılında 402,2 milyar TL’ye; iletişim teknolojileri ise yüzde 41 büyüyerek 382,4 milyar TL’ye çıktı. 2023 yılında bilgi teknolojilerinin dolar bazındaki büyüklüğü 16,9 milyar dolara, iletişim teknolojilerinin ise 16,1 milyar dolara ulaştı. Türkiye’de geçmişte iletişim teknolojileri bilgi teknolojilerinden daha ön plandaydı. Ancak 2023 yılı sonuçlarına göre, bilgi teknolojileri ilk kez iletişim teknolojilerini geride bırakarak yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu gelişme, ülkemizin dijitalleşme potansiyelini ortaya koyan önemli bir dönüm noktası. Özellikle yazılım ve servis sektöründeki hızlı büyüme, yazılım ihracatındaki artışla birlikte, yazılım sektöründe yüzde 100’ü aşan büyüme bu farkı yaratan en önemli etkenlerden biri oldu.
Yapay zeka, iş dünyasında nasıl bir değişim sağlayacak?
Yapay zekâ, birçok sektörde ciddi oranda dönüşüm potansiyeli taşıyor. Bilgi ve finans sektörlerinden başlayarak, hizmet sektörlerinin tamamında katma değerini artırabilir. 2024 yılında yapılan ve bu katma değeri önümüzdeki 10 yıllık dönem için değerlendiren bir çalışmaya göre, üretken yapay zekâ bilgi ve finans sektörlerinde yüzde 8, kamu sektöründe yüzde 7, toplam hizmet sektöründe ise yaklaşık yüzde 70 oranlarında potansiyel katma değer yaratabilir. Türkiye’de üretken yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesi ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için güçlü bir GPU altyapısının oluşturulması kritik bir gerekliliktir. Özellikle Foundation model geliştirme, eğitim (training) ve ince ayar (fine-tuning) süreçlerinde, yüksek performanslı ve paylaşımlı GPU altyapılarına erişim sağlanması, bu alanda ilerlemek isteyen tüm paydaşlar için hayati öneme sahip. Bu doğrultuda, kamu kurumları ve özel sektörün iş birliğiyle, güvenli ve ölçeklenebilir GPU donanımlarının hazırlanması ve paylaşılabilir hale getirilmesi, kurumsal yapay zekâ projelerinin başarısı için önemli bir adım olacaktır. Yapay zekâ için kullanılan GPU ve altyapı yatırımları da oldukça maliyetli olduğundan, kurumların ve şirketlerin ortak GPU yatırımlarından faydalanması, mümkün olan yerlerde bulut kapasitelerinden yararlanması, yüksek maliyetli bu yatırımlarda verimliliği artıracak ve yatırım ihtiyacını azaltacaktır. Bu tür bir yaklaşım, Türkiye’nin üretken yapay zekâ alanında uluslararası rekabet gücünü artıracak ve yerli teknoloji ekosisteminin büyümesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, Çin’in yaptığı gibi yapay zekâ alanında faaliyet gösteren özel şirketlerin stratejik bir sektör olarak ayrı bir kategoride değerlendirilmesi ve desteklenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin, teknolojik gelişimi ve girişimlerin önünü tıkayan ağır düzenlemeler uygulayan ülkeler yerine, Güney Kore, Çin ve ABD gibi başarılı örneklerden ilham alarak bir yol haritası belirlemesi gerekiyor.
Sektörel çözümlerin ürünleştirilerek, ekosistem ekonomisine katılması, nasıl bir değişim yaratır?
Gelişmiş ülkelere baktığımızda teknoloji alanında anlamlı büyümenin ekosistem ekonomisi yaratmaktan geçtiğini görüyoruz. Geleceğin dünyasında rekabetçi kalmak için ekosistem ekonomisi anlayışını benimsememiz, şirketlerimizin birbiriyle entegre olduğu, veri paylaşımı gerçekleştirdiği, üretimin ve hizmetin her kademesinde işin uzmanlarından gelen katma değerle yüceltildiği ve müşteriye değer olarak sunulduğu bir iş dünyasını en kısa sürede “olması gereken” olarak konumlandırmamız ve hayata geçirmemiz şart. Bilişim ekosistemini büyütmek için yapılması gerekenlerin en başında da kurumların in-house geliştirdikleri sektörel çözümlerin ürünleştirilerek ekosistem ekonomisine (out-house) katılması (In-House’dan – Outhouse’a) geliyor.
Beyin göçünü, beyin gücüne nasıl çevirebiliriz?
Kalifiye çalışanlarımızı ülkede tutmanın ve yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerimizi yurt dışına sunmanın yolu güçlü ve rekabet edebilir marka şirketler yaratmaktan geçiyor. Bunu sağlamak için kaynak ihracatı yerine hizmet ihracatı ve ürün ihracatı yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Marka şirketlere, teknoloji scale-uplarına güçlenme fırsatı sunarak ekosistemi de güçlendirmeye, beyin göçünü beyin gücüne çevirmeye odaklanıyoruz. Bu şekilde artı değeri ülkemizde tutabiliriz. Start-up evresini geride bırakmış, hızlı bir büyüme yaşayan, vizyonunu dünyada markalaşmaya çeviren scale up şirketler, yaratacakları çarpan etkisiyle Türkiye’deki birçok sektörü büyütme potansiyelini taşıyor. “Bir Scale-Up Bir Fikri, Bin Scale-Up Türkiye’yi Büyütür” mottosuyla hayata geçirdiğimiz TÜBİSAD Scale-Up Gelişim Programı’yla, bilişim sektöründe faaliyet gösteren scale-up ölçeğindeki şirketlere, büyüme ve birer unicorn olma yolculuklarında rehberlik etmek amacıyla, Ar-Ge’den satış stratejisine, operasyonel verimlilikten pazarlama stratejilerine kadar en çok ihtiyaç duyulan 10 farklı alanda birikim ve mentorluk sağlayacağız. Günümüzün dijital tercihlerine uygun hizmet sağlarken bütün ihtiyaçlarımızı kurum içi karşılamak çok yüksek maliyete ve kaynakların verimsiz kullanımına sebep oluyor. Ülkemizde şirketlerimizin içeride (Inhouse) yapacakları teknoloji yatırımlarının yüzde 50’sini teknoloji ekosistem paydaşı (Outhouse) ile yapmayı taahhüt etmesiyle yaratacağımız şirketleri ve onların oluşturacağı değere inanalım.
Türkiye küresel bilişim teknolojileri ekonomisinde küresel düzeyde hangi avantajlara sahip?
Türkiye’nin önemli bir lojistik merkezi olma avantajı ve küresel tedarik zincirlerine katılım imkanı, özellikle teknoloji sektöründe Türkiye’yi üretim ve ihracat açısından güçlü bir oyuncu yapabilir. Türkiye’nin yerli üretim kapasitesi ve yazılım dikeyinde artan yeni girişimlerinin sayısı hizmet ihracatı potansiyeli için önemli bir fırsat. Riskleri azaltarak fırsatları yaratmak ve çeşitlendirerek büyütmek elimizde. Bunun için özellikle teknoloji alanında, ekosistem ekonomisine geçerek manifestomuzda belirlediğimiz başlıkları hemen hayata geçirmeliyiz.
•“In-house”dan “Out house”a: Kurumların kendi içinde geliştirdiği sektörel çözümleri ürünleştirerek ekosistem ekonomisine dahil etmesi gerekiyor.
• “Veri Merkezi”nden “Değer Merkezi”ne: Teknoloji yalnızca veri üretmekle değil, o veriyi ekonomik ve stratejik bir değere dönüştürmekle anlam kazanır.
• “Fiyat Rekabeti”nden “Değer Rekabeti”ne: Katma değeri yüksek ürün ve hizmetlerle küresel rekabette fark yaratmalıyız. Türkiye’den çıkacak yeni unicorn’lar ve scale up’lar için yatırım ve bilgi ekosistemini güçlendirmeyi sürdüreceğiz.
• “Tekil ve Küçük Yapılar”dan “Birleşerek Ölçeklenme”ye: Türkiye’de ölçek ekonomisini büyütmek için bireysel başarıları değil, güçlü iş birliklerini desteklemeliyiz.
• “Yatırım Yapılan”dan “Yatırım Yapabilen”e: Türkiye’nin yalnızca yatırım çeken değil, yatırım yapabilen teknoloji şirketleriyle büyüyen bir ekosisteme dönüşmesi gerekiyor.
• “Beyin Göçü”nden “Tersine Şirket Göçü”ne: Marka ve ölçekli şirketlerimizin çalışanlara rekabetçi koşullar sunmasını sağlayacak düzenlemelerle tersine şirket göçünü teşvik eden bir ortam oluşturacağız.
TÜBİSAD’ın gelecek dönem gündeminde neler olacak?
Yeni dönem misyonumuzu, Türkiye’nin yüksek teknoloji kullanabilen, üretebilen ve ihraç eden bir ülke olmasını destekleyerek tüm sektörlerin büyümesine katkıda bulunmak olarak belirledik. Bu doğrultuda, yönetim kurulumuzda yer alan alanında lider 30 şirketin kurucuları, genel müdürleri ve yöneticilerinden oluşan gönüllü yönetim ekibi, üyelerimizin her birinin farklı alanlarda katıldıkları gönüllü çalışmalarla ve profesyonel kadromuzla birlikte sektörümüze sahip çıkmak üzere çalışıyoruz. İş dünyasını bir ekosistem olarak değerlendirerek, yalnızca tek bir kurum için değil, bütün iş dünyası için kaynak verimi sağlamaya odaklanıyoruz. Teknolojiyi ve teknolojideki değişim ve gelişimleri yakından takip ediyor; hangi teknoloji veya çözümün hangi ihtiyaçlar için en doğru olduğunu analiz ediyoruz. Tüm bunları ve teknoloji seçimleri için teknoloji raporlarımızı web sitemizden, yayınlarımızı TÜBİSAD Plus Youtube kanalından izleyebilir ve Perspektif yayınımızı LinkedIn’den takip edebilirsiniz.