Türkiye’de 10. yılını kutlayan Royal Canin, ikinci 10 yılına küresel pet ekonomisinin önemli bir dönüşümden geçtiği dönemde giriyor. Değişen tüketici davranışları, sağlık ve uzun yaşam odağı, özel beslenme çözümleri, dijitalleşme ve kişiselleştirme sektörün yeni büyüme alanlarını şekillendiriyor. Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol’a göre sektörün geleceğinde yalnızca daha fazla tüketim değil, tüketicinin neye değer verdiğini doğru okuyabilen ve bilimsel uzmanlığı inovasyonla birleştirebilen markalar belirleyici olacak.
Royal Canin’in Türkiye’de geride bıraktığı 10 yıl, aynı zamanda Türkiye’de ve dünyada pet ekonomisinin sınırlarının yeniden çizildiği bir döneme denk geliyor. Kedi ve köpeklerin hane içindeki konumunun değişmesi, yalnızca beslenme kategorisini değil; sağlık, perakende, teknoloji, sigorta, hizmet ve yaşam tarzı gibi pek çok alanı etkileyen daha geniş bir ekonomi yaratıyor.
Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol, bu dönüşümün merkezinde değişen tüketici yaklaşımının bulunduğunu söylüyor: “Bugün kedi ve köpeklerle kurulan ilişki geçmişten oldukça farklı. Hayvan sahiplerinin sağlık, beslenme ve yaşam kalitesine ilişkin farkındalığının artması, tercihlerini de dönüştürüyor. Artık yalnızca temel ihtiyaçların karşılanması değil; kedi ve köpeklerin yaşamlarının farklı dönemlerinde değişen ihtiyaçlarının anlaşılması ve sağlıklarının uzun vadeli olarak desteklenmesi önem kazanıyor. Bu yaklaşım, pet ekonomisinin sınırlarını genişletirken sektörde değer yaratmanın tanımını da yeniden şekillendiriyor.”
Tüketici artık yalnızca ürünü değil, yarattığı değeri sorguluyor
Küresel tüketici araştırmaları pet kategorisinde iki eğilimin aynı anda güçlendiğini gösteriyor. Bir tarafta kedi ve köpeklerin sağlığı ve yaşam kalitesi için daha nitelikli çözümlere yönelme isteği bulunurken diğer tarafta ekonomik koşullar tüketiciyi ödediği bedelin karşılığını daha fazla sorgulamaya yöneltiyor.
Bu durum, tüketicinin değer algısını da yeniden şekillendiriyor. Tüketici artık yalnızca ürünün fiyatına değil, sunduğu faydaya, kalitesine ve kendi ihtiyacına ne ölçüde karşılık verdiğine bakıyor. Ödediği bedelin karşılığında somut ve anlaşılır bir değer görmek istiyor.
Çelikkol, bu değişimi şöyle değerlendiriyor: “Bence önümüzdeki dönemde pet sektörünün en önemli kavramlarından biri ‘değer’ olacak. Tüketiciler sağlık söz konusu olduğunda yatırım yapmaya devam ediyor ancak bunun karşılığını daha bilinçli biçimde sorguluyor. Dolayısıyla premiumlaşmanın geleceğini yalnızca fiyat değil; ürünün arkasındaki bilim, uzmanlık, kalite ve sunduğu somut fayda belirleyecek.”
Bu yaklaşım, şirketleri ürün portföylerinden inovasyon stratejilerine kadar birçok alanı yeniden düşünmeye yöneltiyor. Küresel ölçekte “erişilebilir premium” yaklaşımının yükselmesi de bunun göstergelerinden biri. Tüketici kalite beklentisinden tamamen vazgeçmeden, bütçesiyle sağladığı fayda arasında daha güçlü bir denge arıyor.


Sağlık ve değişen yaşam biçimleri yeni ihtiyaçları şekillendiriyor
Pet ekonomisindeki önemli dönüşüm alanlarından biri, sağlık ve yaşam kalitesine yönelik artan farkındalık. Sağlıklı yaş alma, bireysel ihtiyaçlar ve koruyucu sağlık gibi kavramlar giderek daha fazla önem kazanırken; kentleşme, değişen yaşam alanları, çalışma biçimleri ve günlük rutinler de kedi ve köpeklerin yaşam koşullarını ve ihtiyaçlarını etkiliyor.
Bu değişim, beslenmeden sağlık çözümlerine kadar sektörün farklı alanlarında daha özelleşmiş yaklaşımları beraberinde getiriyor. Kedi ve köpeklerin yaşı, ırkı, boyutu, yaşam biçimi ve bireysel özelliklerine göre farklılaşan ihtiyaçların daha iyi anlaşılması; bilimsel temelli ve ihtiyaca özel çözümlerin geliştirilmesinde giderek daha belirleyici hale geliyor.
Çelikkol, “Bugünün tüketicisi daha fazla bilgiye erişiyor, daha fazla araştırıyor ve daha fazla soru soruyor. Aynı zamanda değişen yaşam biçimleri, kedi ve köpeklerin ihtiyaçlarını da dönüştürüyor. Bu nedenle tüketiciyi anlamak kadar kedi ve köpeklerin farklı yaşam evrelerini, bireysel özelliklerini ve yaşam koşullarını doğru okuyabilmek de önemli. Sağlıklı yaşam süresini ve yaşam kalitesini destekleyen, gerçek ihtiyaçlara bilimsel temelli çözümler sunan yaklaşımların sektörümüzde inovasyonun yönünü giderek daha fazla belirleyeceğine inanıyorum” diyor.
Bu dönüşüm, mama sektörünü klasik hızlı tüketim kategorilerinden de ayrıştırıyor. Tercihlerde fiyat ve marka kadar bilimsel güvenilirlik, somut fayda, uzmanlık ve farklı ihtiyaçlara yanıt verebilme kapasitesi de önem kazanıyor.
Sektörde yeni rekabet alanı: Güven
Tüketicinin bilgiye erişiminin artması markalar açısından yeni bir rekabet alanı da yaratıyor: güven.
Ürün içeriklerinden sağlık iddialarına, sürdürülebilirlikten üretim süreçlerine kadar tüketiciler şirketlerden daha fazla şeffaflık bekliyor. Bu durum özellikle sağlıkla doğrudan ilişkili kategorilerde markaların yalnızca iddia ortaya koymasının yeterli olmadığı yeni bir döneme işaret ediyor.
Çelikkol, “Tüketici artık markanın ne söylediği kadar bunu neye dayanarak söylediğini da bilmek istiyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bilimsel kanıt, şeffaflık ve güvenilirlik çok daha önemli hale gelecek. Bana göre sektörümüzde rekabetin önemli alanlarından biri de bu olacak” diyor. Bu değişim aynı zamanda inovasyona yaklaşımı da dönüştürüyor. Yeni ürün geliştirmek tek başına yeterli değil; geliştirilen çözümün gerçek bir ihtiyaca karşılık vermesi ve sağladığı faydanın ortaya konabilmesi gerekiyor.

İkinci 10 yılda odağımız değişmiyor, bakış açımız genişliyor
Royal Canin, Türkiye’deki ikinci 10 yılına girerken küresel pet ekonomisindeki bu dönüşümü büyümenin ötesinde bir sorumluluk alanı olarak değerlendiriyor. Çelikkol, Türkiye’nin değişen tüketici yapısı, kentleşme dinamikleri, gelişen dijital alışkanlıkları ve hayvan sağlığına yönelik artan farkındalığıyla önemli bir potansiyel taşıdığı görüşünde.
“Türkiye’deki ilk 10 yılımız bize çok güçlü bir deneyim kazandırdı. İkinci 10 yıla girerken ise içinde bulunduğumuz sektör çok daha hızlı değişiyor. Tüketici daha bilinçli, beklentiler daha yüksek, teknoloji daha güçlü ve sağlık kavramı çok daha geniş bir çerçevede ele alınıyor.”
Çelikkol’a göre bu yeni dönemde sürdürülebilir büyümenin anahtarı, tüketicinin değişen beklentilerini bilimsel uzmanlıkla buluşturabilmek olacak: “Geleceğin pet ekonomisinin yalnızca daha fazla ürün sunmak üzerinden büyüyeceğini düşünmüyorum. Daha doğru, daha kişiselleştirilmiş ve gerçek bir ihtiyaca karşılık veren çözümler önem kazanacak. Royal Canin olarak 10 yıldır Türkiye’de oluşturduğumuz deneyimi, küresel bilimsel birikimimiz ve değişen tüketiciyi anlama yaklaşımımızla birleştirerek ikinci 10 yılımıza taşıyoruz. Bizim için büyümenin gerçek anlamı, kedi ve köpeklerin daha sağlıklı bir geleceğine katkı sağlayarak onlar için daha iyi bir dünya ve değer yaratabilmek.”
