Google, yapay zekâ alanında geliştirdiği teknolojilerin yüzde 60’ını açık kaynaklı olarak paylaşıyor. Bilim dünyasına sunduğu bu katkıyla, daha fazla keşfin önünü açmayı ve araştırmaları hızlandırmayı hedefliyor. – Zeynep Aktaş
Google, yapay zeka ve bilimsel araştırmalar alanında açık kaynaklı teknoloji paylaşımını sürdürerek, gelişmiş çözümleri daha geniş bir erişime açıyor. 2024 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Google mühendislerinin geliştirdiği yapay zeka modeli, biyoteknoloji ve ilaç keşfi alanında önemli bir gelişime imza atarken, bu teknolojinin büyük bir kısmının akademik ve bağımsız araştırmaların kullanımına sunulduğu belirtiliyor. Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Önder Güler, UNIQ İstanbul’daki atölye çalışmasında bu yaklaşımın detaylarını paylaşarak, yapay zekânın bilim ve teknoloji dünyasında nasıl dönüştürücü bir güç haline geldiğini anlattı. Etkinliğe katılan biri olarak, büyük teknoloji şirketlerinin bilim dünyasına sunduğu katkıları ve gelecekte bizleri nasıl bir dönüşümün beklediğini gözlemleme imkanı buldum.
Google’ın teknoloji geliştirme sürecindeki açık kaynak yaklaşımı, bilim dünyasında da yansımasını buluyor. Google, yapay zekâ konusunda attığı adımlarla sadece teknoloji dünyasını değil, aynı zamanda bilimsel araştırmaları da köklü şekilde etkiliyor. 2024 yılında Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen üç bilim insanından ikisinin Google mühendisleri olması, şirketin bu alandaki çalışmalarının ulaştığı boyutu göstermesi açısından önemli. DeepMind tarafından geliştirilen AlphaFold 3, DNA dizilimlerini atomik seviyede modelleyerek, ilaç geliştirme süreçlerinde önemli bir süreç atlamasına imkan verecek. Söz konusu teknoloji sayesinde, 20 yıl sürebilecek tedavi süreçleri çok daha kısa bir zaman dilimine indirilebileceği ifade ediliyor.

Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Önder Güler, atölye çalışmasında Google’ın yapay zekâ yatırımlarının sadece ticari amaçlarla sınırlı kalmadığını, bilimin geleceğine yön verecek projelere de öncülük ettiğini belirtti. Özellikle sağlık, kimya ve biyoteknoloji alanlarındaki çalışmalar, Google’ın yapay zekâyı insanların yaşam kalitesini artırmak için nasıl kullandığını göstermesi açısından önemli.
Daha fazla keşfin önünü açıyor
2024 Nobel Kimya Ödülü, DNA dizilimlerinin modellemesine yönelik çalışmalarından dolayı üç bilim insanına verildi. Bu ödülü kazananlardan ikisi Google DeepMind mühendisleriydi. AlphaFold 3 ile moleküler biyolojiye getirilen yenilikler, ilaç keşfi ve tedavi süreçlerinde büyük bir ilerleme sağlayacağı ifade ediliyor.
UNIQ İstanbul’daki atölye çalışmasında bir konuşma yapan Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Önder Güler, Google’ın geliştirdiği yapay zekâ modellerini bilim dünyasının kullanımına açarak daha fazla keşfin önünü açmayı hedeflediğini, ifade etti. Şirket, geliştirdiği teknolojilerin %60’ını açık kaynaklı hale getirerek araştırmacıların erişimine sunuyor. Nobel ödülü alan AlphaFold 3 modeli de geçtiğimiz ay, kâr amacı gütmeyen kuruluşların kullanımına açıldı ve kısa sürede 20.000’den fazla API isteği yapıldı. Bu gelişme, yapay zekânın tıp ve biyoteknoloji dünyasında nasıl bir etki yaratabileceğinin somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Her seviyede yapay zekâ çözümü sunuyor
Google’ın yapay zekâ konusundaki yaklaşımı, sadece yeni ürünler geliştirmekle sınırlı değil. Önder Güler’in etkinlikte paylaştığı bilgilere göre, Google altyapıdan uygulamaya kadar her seviyede yapay zekâ çözümleri sunarak bütünsel bir ekosistem oluşturuyor. Bu sistemin en önemli bileşenleri arasında:
- TensorFlow: Makine öğrenmesini herkes için erişilebilir hale getiren açık kaynaklı yazılım.
- Kubernetes: Sistemlerin farklı platformlar arasında esnek ve verimli şekilde çalışmasını sağlayan teknoloji.
- Transformer: Günümüzde kullanılan büyük dil modellerinin temelini oluşturan, Google tarafından geliştirilen yapay zekâ mimarisi.
- Google, tüm bu teknolojileri geliştirerek hem kurumsal dünyaya hem de akademik çalışmalara katkıda bulunuyor.
Yapay zekâyı açık kaynaklı hale getirecek
Google, uzun yıllardır geliştirdiği kodların önemli bir kısmını açık kaynak topluluklarına sunuyor. 2024 Nobel Kimya Ödülü’nü alan DeepMind mühendislerinin geliştirdiği model de kısa bir süre önce kâr amacı gütmeyen organizasyonların kullanımına açıldı. Google’ın bu adımı, yapay zekânın bilimsel araştırmalarda daha fazla kullanılmasının önünü açarak, küresel sağlık ve kimya alanlarında yeni keşiflere zemin hazırlıyor.
Şüphesiz bu süreç, bazı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Google, yapay zekâ modellerini açık kaynaklı hale getirirken güvenlik ve etik konularına büyük önem verdiğini belirtiyor. Özellikle biyoteknoloji alanında yapay zekâ kullanımı, veri güvenliği ve etik sorumluluklar açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
Yapay zekâya bağımsız araştırmacılar da erişebilmeli
Atölye çalışmasında yapay zekânın yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda bilimsel araştırmalarda devrim yaratan bir araç olduğu vurgulandı. Nobel ödülü kazanan AlphaFold 3 gibi sistemler, bilim insanlarının protein yapılarını modelleyerek hastalıklarla mücadelede daha etkili çözümler geliştirmesine yardımcı oluyor.
Google mühendislerinin Nobel ödülüne layık görülmesi, teknoloji şirketlerinin bilim dünyasında ne kadar önemli roller üstlenebileceğini gösteriyor. Önder Güler konuşmasında, yapay zekânın yalnızca büyük şirketlerin değil, aynı zamanda akademik dünyadan bağımsız araştırmacıların da erişebileceği bir teknoloji haline gelmesi gerektiğine, vurgu yaptı.
Küresel sorunları göz ardı etmiyor
Google, yapay zekâ teknolojilerini geliştirirken altyapı, güvenlik ve etik konularına önem veriyor. Güler konuşmasında, Google’ın bu alandaki stratejisinin yalnızca ticari bir hedef değil, aynı zamanda küresel sorunlara çözüm üretmek üzerine kurulu olduğunu belirtti.
UNIQ İstanbul’da düzenlenen atölyede, yapay zekânın bilimle nasıl iç içe geçtiğini ve Nobel ödüllü teknolojilerin hangi alanlarda devrim yaratabileceğini yakından gözlemleme fırsatı bulduk. Google mühendislerinin ödüllü çalışmaları, bilim ve teknoloji arasındaki sınırların giderek daha fazla birleştiğini gösteriyor.

Yapay Zekâyı Kullanabilenler Öne Geçecek
Google’ın UNIQ İstanbul’daki atölye çalışmasında Google Londra Developer Relations Takımından Mete Atamel ile yapay zekânın gelişimi üzerine kısa bir sohbette bulunduk. Atamel, yapay zekânın artık bağımsız bir teknoloji olmaktan çıkıp yazılım dünyasının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtiyor. Yapay zekânın sadece bir araç olmadığını, iş süreçlerini dönüştüren temel bir unsur haline geldiğini vurguluyor. “Yapay zekâyı kullanabilenler iş dünyasında hız kazanırken, bu teknolojiyi entegre etmeyenler geride kalacak,” diyen Atamel, yapay zekânın kodlama süreçlerini hızlandırmanın yanı sıra büyük veri analizinden iş akışlarını optimize etmeye kadar geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu ifade ediyor. Sektörde yapay zekânın kullanım oranı ülkelere ve sektörlere göre farklılık gösterirken, Türkiye’de büyük bir potansiyel söz konusu. Etkinliğe büyük şirketlerden çalışanlar, startup temsilcileri ve yazılım uzmanları katılırken, program hem sektörde çalışanlara hem de gelecekte bu alana girmek isteyenlere yönelik kapsamlı bir içerik sundu. Atamel, “Teknolojiyi sadece tüketmek yerine üretmeliyiz. Türkiye genç ve eğitimli bir nüfusa sahip. Eğer üretime odaklanırsak, yalnızca yapay zekâyı kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden bir ülke olabiliriz,” diyor.