Ülkemiz enerji sektöründe, GRI onaylı ilk Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımlayan ve 16 yıldır aralıksız raporlama yapan Tüpraş, değer üretme yaklaşımını daha da güçlendirerek Entegre Faaliyet Raporu geçiş yolculuğunun ilk adımını attı. Tüpraş, 2022 yılı Sürdürülebilirlik Raporunu ilk kez Entegre Rapor olarak yayımladı. 2022 Entegre Rapor çalışmasında Stratejik Dönüşüm Planı’nın ilk yılını kapsayan faaliyetlerini şeffaf bir şekilde ortaya koyan Tüpraş, yatırımlarına devam ederken sera gazı emisyonlarının azaltılmasındaki öncü çalışmalarına ilişkin önemli bir yol haritası sunuyor. Entegre Rapor, Tüpraş’ın paydaşları için uzun vadeli değer yaratma sürecini ayrıntılı bir şekilde aktarıyor. Altı ana öğeyi içeren çalışma; konulara Finans, İnsan, Üretim, Fikri Sermaye, Toplum ve Doğal Kaynaklar başlıkları altında şeffaf bir şekilde yer veriyor. Tüpraş Entegre Raporu, Küresel Raporlama Girişimi (GRI) standartlarının yanı sıra, Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi (IIR) ve Türkiye’de sektörde bir ilk olarak, Sektörel Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standardı (SASB) yaklaşımlarına uyumlu olarak hazırlandı. Ayrıca şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonları dahil olmak üzere 84 performans göstergesine uluslararası bağımsız denetim kuruluşundan sınırlı güvence alındı. Raporun hazırlanma sürecinde, Küresel Raporlama Girişimi’nin sektör standardı olan GRI 11 ilkesi doğrultusunda, çifte önemlilik (double materality) yaklaşımı göz önünde bulundurularak 2021 yılı önceliklendirme analizi güncellendi ve sekiz öncelikli konu belirlendi. Küresel sürdürülebilirlik endekslerinin beklentilerini karşılayan toplam 18 yeni performans göstergesi raporda yer aldı. Şirketin operasyonlarından kaynaklanan etkilerini çevresel, sosyal ve kurumsal boyutta daha etkin yönetmek üzere kurulan Sürdürülebilirlik Komitesi’nin işleyişi ve yürüttüğü faaliyetler de raporda kapsamlı şekilde ele alındı.

SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞER ÜRETMEK
Türkiye’nin 2053 net sıfır karbon emisyon hedefine ulaşmasında Tüpraş Stratejik Dönüşüm Planının öncü katkısı olacağını vurgulayan Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, “‘Enerjimiz Geleceğe’ diyerek başlattığımız dönüşüm yolculuğumuzda, 2050 Karbon Nötr hedefimizi dengeli ve çeşitlendirilmiş temiz enerji portföyü üzerine kurguladık. Ana iş kolumuz olan sürdürülebilir rafinajın yanında, yatırımlarımızı sürdürülebilir havacılık yakıtları, yeşil hidrojen ve sıfır karbonlu elektrik gibi enerji kaynaklarına ayırdık. Hava taşımacılığında biyoyakıtların, sektörün karbonsuzlaşmasında önemli bir rol oynamasını bekliyoruz. 2030 yılında 400 bin ton biyoyakıt ham maddesi işleyerek 2035’ten sonra üretim kapasitemizi 3 katına çıkarmayı ve Türkiye’nin en büyük tedarikçisi olmayı hedefliyoruz. Yeşil hidrojen alanında ilk hedefimiz olan 2025 yılına kadar bir demo tesisi kurmaya yönelik çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Sıfır karbonlu elektrik iş alanımızda ise Türkiye’nin lider üreticisi olma hedefiyle 2030 yılında 1 GW’a ulaşma yolculuğumuzda 442 MW kapasiteli Entek şirketimizden güç alıyoruz. Bu çalışmalarımızla üretim faaliyetlerinden kaynaklı Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2017’ye göre 2030 yılında yüzde 27, 2035 yılında yüzde 35 oranında azaltmayı taahhüt ediyoruz” dedi.
Yelmenoğlu, “Hedeflerimiz doğrultusunda 2035 yılına kadar 2,7 milyar dolar yatırım yapmayı, 2035 itibarıyla FAVÖK rakamımızın yüzde 30’unun sürdürülebilir havacılık yakıtı, yeşil hidrojen ve sıfır karbonlu elektrik satışlarından gelmesini bekliyoruz. Başarılı operasyonel ve finansal sonuçlarımızla güçlü büyüme ivmemizi korurken, tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir değer üretmek üzere var gücümüzle çalışıyoruz” diye belirtti. Rapora ilişkin olarak görüşlerini paylaşan Yelmenoğlu, “Sürdürülebilirlik yol haritamız kapsamında, üretim faaliyetlerimizin çevresel, sosyal ve yönetsel etkilerini entegre bir şekilde yönetiyor; tüm iş süreçlerimiz ve kurum kültürümüzle içselleştiriyoruz.
Çalışmalarımızı ulusal ve uluslararasıCsürdürülebilirlik değerlendirici kuruluşların endekslerine dahil olarak tescillendiriyor; ulusal ve küresel yatırımcıların beklentilerini de göz önünde tutarak her yıl yeniden gözden geçiriyoruz. İlk kez yayımladığımız Entegre Rapor ile uzun vadeli değer üretme modelini ortaya koyarken, geleceğe yönelik daha geniş bir perspektifte, bütüncül bir yaklaşım ile stratejik dönüşüm yolculuğumuza ivme kazandırıyoruz” dedi.

KADIN ÇALIŞAN ORANI YÜZDE 40’A ÇIKACAK
Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensiplerinin (UN Women WEPs) imzacısı olarak kapsayıcı bir iş yeri olma hedefiyle kadınların eşit temsiline yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Yelmenoğlu “Her yeni işe alımda, iki kişiden birinin kadın olması hedefiyle ilerliyoruz. Mühendislik, Ar-Ge, inovasyon, hizmet tasarımı ve bilişim teknolojileri alanlarında yüzde 24 olan kadın çalışan oranımızı 5 yıl içinde yüzde 40’a çıkarmayı planlıyoruz” diye ekledi. Sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine entegre eden Tüpraş, İklimle İlgili Finansal Beyan Görev Gücü’nü (TCFD) destekleyen küresel şirketler arasında bulunuyor. Şirket, dünyadaki toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki en kapsamlı çerçeve endekslerden biri olan Bloomberg Toplumsal Cinsiyet
Eşitliği Endeksi’nde ikinci kez yer alıyor. Ayrıca 2023 yılında, dünya genelindeki en büyük kurumsal sürdürülebilirlik girişimi olan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UN Global Compact) imzacısı olarak, sözleşmenin 10 temel evrensel ilkesine uygun davranacağının taahhüdünü de veriyor. Avrupa su pazarının lider paydaş kuruluşu Water Europe’a katılan ilk Türk sanayi şirketi olan Tüpraş aynı zamanda Avrupa odaklı yeşil hidrojen çalışmalarına yön veren Hydrogen Europe üyesi konumunda. Türkiye’nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Tüpraş, su verimliliği alanında önemli çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Su verimliliği ve atık su geri kazanım çalışmalarıyla sürdürülebilir su yönetimine odaklanan
şirket, küresel su ekosisteminin güçlenmesine katkı sağlayacak yeni bir adım attı. Su yönetiminde iş birlikleri aracılığıyla yeni teknolojileri kullanmak amacıyla Avrupa su pazarının lider paydaş kuruluşu Water Europe’a katılan Tüpraş, Türkiye’deki sanayi kuruluşları içinde platforma üye ilk şirket oldu.
10 YILDA 175 MİLYON METREKÜP ATIK SUYU GERİ KULLANDI
Şirketin tüm iş süreçlerinde, sınırlı bir kaynak olan suyun verimli kullanımına büyük önem verdiklerini ifade eden Yelmenoğlu, “Türkiye’nin enerjisini üretirken, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın rehberliğinde, topluma ve çevreye karşı sorumlu bir anlayışla hareket ediyoruz. Yaşam için hayati öneme sahip suyun her damlasına değer veren bir şirket olarak, üretim süreçlerimizi geliştiriyoruz. 2022 yılı Birleşmiş Milletler Su Raporu’nda da belirtildiği gibi; iklim değişikliğinin etkilerine karşı dirençli bir su ekosisteminin sağlanabilmesi, döngüsel ekonomi ve optimum kaynak verimliliğinin desteklenmesiyle mümkün. Stratejik Dönüşüm Planımız kapsamında ham su tüketimi ve atık su deşarjını en aza indirgemeyi amaçlıyoruz. Son 10 yılda tüm rafinerilerimizde 175 milyon metreküp atık suyu geri kazanarak yeniden kullandık. Bir başka deyişle yaklaşık 2.5 milyon kişinin bir yıllık su tüketimine eşit miktarda su tasarruf ettik” diyor.
Water Europe üyeliğinin, Tüpraş’ın su yönetiminde süregelen istikrarlı çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirten Yelmenoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa su pazarının lider paydaş kuruluşu Water Europe’a katılan ilk Türk sanayi kuruluşu olmaktan mutluluk duyuyoruz. Water Europe, alanında en önemli sektörel oluşumların başında geliyor. Su konusunda Avrupa politikalarına ve destek programlarına yön vermek, proje konsorsiyumları oluşturmak, üyelerine yenilikçi çözümlerini pazara sunma fırsatı vermek, dijital dönüşüm,
su kalitesi, su ve döngüsel dönüşüm gibi birçok alanda çalışmalar yürütüyor. Su konulu ve fonlanmaya hak kazanan AB Horizon 2020 projelerindeki ortakların yüzde 75’i Water Europe üyesi. Tüm açılardan, üyeliğimizin sürdürülebilirlik ve stratejik dönüşüm hedeflerimiz için önemli bir değer yaratacağına inanıyoruz.”
Tüpraş su verimliliğine odaklanan bir şirket olarak, Ar-Ge’nin döngüsel ekonomi alanındaki çalışmalarını;
atık suların geri kazanımıyla temiz su kullanımının azaltımı, rafineri atıklarının endüstriyel simbiyozla farklı endüstrilerde kullanımı, atıklar içerisindeki değerli ürünlerin geri kazanımı ve atıkların yenilikçi teknolojilerle yeniden değerlendirilmesi gibi hedefler doğrultusunda yürütüyor. Bu kapsamda AB fonu almaya hak kazanmış üç projenin yanında, Ar-Ge Merkezinde birçok proje devamediyor.