Fon Dünyasında Değişen Dengeler ve Getiri Risk İkilemi

By Fortune Türkiye

Zeynep Aktaş – Yatırım fonları piyasasında son bir aylık görünüm, yatırımcıların karşı karşıya olduğu risklerin boyutunu ortaya koyuyor. Bir tarafta yüzde 20’yi aşan getiriler, diğer tarafta birikimlerin önemli bölümünü eriten kayıplar var. Fonların performansları arasındaki bu çarpıcı farklılaşma, portföylerin hangi varlıklardan oluştuğu, yatırımcı tabanının genişliği, fon büyüklüğü ve likidite koşulları üzerinden değerlendirilmeyi gerektiriyor. Özellikle hisse senedi yoğun serbest fonlarda görülen sert düşüşler, profesyonel portföy yönetiminde risklerin nasıl kontrol edildiği sorusunu gündeme taşıyor. Aynı risk kategorisinde bulunan fonların birbirinden oldukça farklı getiriler elde etmesi, risk değerinin tek başına yatırım kararında yetersiz kaldığını gösteriyor. Son bir ayda en yüksek getiri yüzde 20,93 ile Phillip Portföy Birinci Serbest Fon’da gerçekleşirken, Rota Portföy Yedinci Hisse Senedi Serbest (TL) Fon yüzde 41,02 kayıpla en fazla gerileyen fon oldu.

Her iki fonun risk değeri 7. Buna karşılık ve yatırım stratejileri, içerdikleri varlıklar, yatırımcı sayıları, portföy büyüklükleri farklılaşıyor. Burada asıl mesele, getirinin büyüklüğünden çok hangi varlıklar hangi riskler üstlenilerek elde edildiği. Aynı şekilde yüksek kayıpların arkasında piyasa hareketlerinin yanı sıra portföy yoğunlaşması ve likidite koşullarının ne ölçüde etkili olduğunun da incelenmesi gerekiyor.

Kazandıranların gerisindeki dinamikler

Son bir aylık dönemde en fazla kazandıran fonlar arasında da farklı yatırım stratejileri öne çıkıyor. En yüksek getiriye ulaşan Phillip Portföy Birinci Serbest Fonun portföy büyüklüğü 373,6 milyon TL olurken, 1.472 yatırımcısı bulunuyor. Fonun portföyünde yabancı hisse yüzde 36,63; yabancı fonlar %34,86 ve yabancı BYF’ler %24,25 oranında yer alıyor. İkinci sıradaki Ak Portföy Petrol Yabancı BYF Fon Sepeti Fonu yüzde 11,75 getiri sağladı. Yaklaşık 1,61 milyar TL büyüklüğündeki fonun 35.986 yatırımcısı bulunuyor. Fon, getirisinin yanı sıra geniş yatırımcı tabanıyla da dikkat çekiyor. Bu fonun portföyünün %89,64’ü yabancı BYF’lerden oluşuyor. One Portföy Dördüncü Hisse Senedi Serbest Fon yüzde 8,93 kazandırırken, yatırımcı sayısı yalnızca 112. Yaklaşık 70,6 milyon TL büyüklüğündeki fonun portföyünde hisse senetlerinin ağırlığı yüzde 80,23. Petrol, sağlık, dijital oyun ve yabancı hisse senetlerine yatırım yapan fonların kazanç tarafında yer alması, farklı küresel yatırım temalarının performansını gündeme getiriyor. Bununla birlikte bu fonların farklı yatırım kategorilerinde yer aldığını, getirilerin başka piyasa koşullarından beslendiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Yatırımcı sayısı ve portföy büyüklüğünün gizli mesajı

Fonların yatırımcı sayıları arasındaki farklılık, performans kadar dikkat çekici. Yüzde 11,75 getiri sağlayan Ak Portföy Petrol Yabancı BYF Fon Sepeti Fonu’nun 35.986 yatırımcısı bulunurken, yüzde 20,93 kazandıran Phillip Portföy Birinci Serbest Fon’da bu sayı 1.472. İki fonun portföy büyüklükleri karşılaştırıldığında da önemli bir farklılık ortaya çıkıyor. Petrol fonunun büyüklüğü 1,61 milyar TL ile Phillip Portföy Birinci Serbest Fon’un yaklaşık 4,3 katına ulaşıyor. Yatırımcı sayısı ise yaklaşık 24,4 kat fazla. Buna karşın, sadece 112 katılımcısı bulunan One Portföy Dördüncü Hisse Senedi Serbest Fon’un gösterdiği performans, az sayıda yatırımcı ile yönetilen butik portföylerin esneklik avantajını hızlıca kullanabildiğini işaret ediyor. Bu karşılaştırma, yüksek getiri ile geniş yatırımcı tabanının her zaman aynı fonlarda buluşmadığını gösteriyor. Aynı şekilde yatırımcı sayısının yüksek olması, tek başına fonun daha güvenli olduğu anlamına da gelmiyor.

Göz alıcı getirilerin arkasındaki tehlikeler

Sermaye Piyasası Kurulu’nun fonlara yönelik yeni kuralları; özellikle serbest fonlardaki yoğunlaşma risklerini, sığ hisselerdeki fiyat hareketlerini ve portföy sınırlamalarını doğrudan öne çıkarıyor. Profesyonel yönetim piyasa riskini tamamen sıfırlamıyor; nitekim aynı risk grubundaki (risk değeri 7) iki fonun aylık getirisinin yüzde 20,93 kazanç ile yüzde 41,02 kayıp arasında değişebilmesi bu kırılganlığı açık biçimde gösteriyor. Kayıp listesinin yukarılarına baktığımızda yüksek kayıplar göze çarpıyor. Çoğunlukla dar bir yatırımcı grubuna hitap eden bu fonların yaşadığı düşüşler, hisse senedi seçimlerindeki isabetsizliğin veya portföy içindeki ağırlıklandırma hatalarının varlıklar üzerindeki etkisini doğruluyor. Bu dönemde yatırımcıların getiriye olduğu kadar; bu kazancın ne kadar risk alınarak elde edildiğine, kârın nasıl korunacağına ve fon yöneticisinin stratejisine de odaklanması gerekiyor. Fon piyasasının geleceğinde ise fonların yüksek getirisinden ziyade, yatırımcıların yoğunlaşmış pozisyonlardan uzaklaşıp birikimlerini hangi stratejilere ve fon türlerine yönlendireceği belirleyici olacak.

Fon düzenlemelerinde yatırımcının izlemesi gerekenler

• Portföy yoğunlaşması: Belirli hisse senetlerinde taşınabilecek pozisyonlara ilişkin sınırlar.

• Fiili dolaşım: Fon yatırımlarının piyasada işlem gören pay miktarıyla ilişkisi. • Likidite yönetimi: Geri alım taleplerini karşılama kapasitesi.

• Yatırımcı yoğunlaşması: Büyük yatırımcıların fon içindeki ağırlığı.

• Bilgilendirme: Strateji, risk ve portföy dağılımına ilişkin açıklamalar.

• Tasfiye süreçleri: Varlıkların nakde dönüştürülmesi ve ödeme takvimi.

BENZER MAKALELER


SON MAKALELER

Loading...