Ve O An Geldiğinde


ŞANT MANUKYAN
ŞANT MANUKYAN

Daha önce değindiğim ama bu kez biraz daha detayına inmek istediğim bir konu: FED’in bilançosunu küçültmesi. FED alıcı olmayacağına göre diğer aktörlerin bilançosu nasıl değişecek? Gerçekçi 2 alternatif var. Hazine itfası gelen tahvil yerine yeni ihraç edeceği tahvillerden gelen parayı kullanırken iki kesime bu yeni tahvilleri satıyor olabilir: 1- Finans sektörü 2- Finans dışı sektör. Şimdi bu iki alternatife göre tüm aktörlerin bilançolarında nasıl bir değişim olacağını görelim. 
 
“Tahvilleri” olacak
 

Hazinenin itfa karşılığı ihraç yapacağını ve alımların bankalar tarafından yapılacağını var sayarsak ilk sırada gördüğünüz bilanço hareketleri gerçekleşecek demektir. Nette Hazine açısından değişen bir şey olmayacak. Yine haneler yani tasarrufçu açısından da bir değişiklik söz konusu değil. Bankalar ise aldıkları tahvil miktarı kadar rezerv “satmış” olacak. Bu durumda FED’in bilançosundan rezerv miktarı azalırken, tahvil portföyü de küçülecek. QE yapılırken de hatırlayacağınız üzere FED tahvil alıp sisteme rezerv yüklüyordu.
Peki yeni tahvil satışları bankalar dışı kesimler tarafından alındığında nasıl bir görüntü oluşacak. Hane elindeki mevduatı bozarak tahvili alacak. Bu durumda mevduatı azalan banka karşılığında daha az rezerv tutuyor olacak. Böylece FED’in yükümlü olduğu rezerv miktarı azalırken elinde tuttuğu tahvil de zaten itfa olmuş durumda. Hazine bilançosunda ise nette bir hareket olmadı.


 
Bilanço küçülmesi daha önceki örneklerde genelde resesyona neden olmuş bir gelişme. Ancak bu kez piyasada tartışılan farklı bir senaryo var. Bildiğiniz üzere krizden sonra alınan bir dizi karar ile bankalara Likidite Rasyoları (LCR) uygulamaları getirildi. Buna göre bankalar stresli dönemleri atlatabilmek için (likidite için MB’ye güvenmek bilançonun bilinçli olarak riskli yönetilmesine neden olurken mevduat sigortası da sigortasız kısa vadeli fonlama sorunları açısından yetersiz) “yüksek kaliteli varlıklar/HQLA” tutmak yolu ile 30 günlük olası çıkışı karşılayacak durumda olmalı. Bu niteliği taşıyan varlıklar da 3’e ayrıldı. Rezervler ve devlet tahvilleri 1 nolu yani yüzde 100 olarak değerlendirilen grupta. O halde bir bankanın elinden rezerv çıksa ve fakat tahvil girerse, regülasyonu karşılama açısından sorun yok? Dar anlamda bu doğru bir yorum olsa da bir banka fazla rezervlerini teminat olarak gösteremez. FED’in tahvil piyasasında payını azaltması (ve rezervlerin gerilemesi)  banka ve diğer kurumların daha yüksek oranda “kaliteli teminata” sahip olması demek ki bu teminatlar defalarca kullanılabilir (yeniden kullanılma oranı Lehman öncesinde 3’ken şu anda 2’nin altında ve “kıtlık” var). Dolayısıyla FED’in bilanço küçültmesi finansal işlemlerin artması yani gevşeme ile sonuçlanabilir. Bu beklentilerin tam aksi bir senaryo.
 







Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X