iPad Versiyonu

​FED eksi faize geçebilir mi?


ŞANT MANUKYAN
ŞANT MANUKYAN

Piyasalarda yaşananlar bir yandan büyük hasar bırakırken bir yandan da içinde yaşadığımız, hakkında herkesin bir fikri olduğu sistemin gerçeklerini öğrenmemiz açısından da büyük bir fırsat yaratıyor. Dönemin ana tartışma konusu olan eksi faiz (NIRP) konusuna girmeden önce “faiz indirimi” konusunda birkaç noktayı paylaşmakta fayda var. Faiz indirmek veya artırmaktan bahsettiğimizde şu anda akla ilk gelen kredi vermek, kredi almak oluyor. Ancak ABD Merkez Bankası (FED) veya Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) yönetim kurulu toplantılarında konunun bu yalınlıkla tartışıldığını sanmıyorum. 
Daha önce faizlerin artırıldığı FED toplantısında gündeme gelen denge faiz oranı (natural rate of interest) konusunun çok önemli olduğuna değinmiştim. Bu oran ekonominin tam istihdam ve dengeli enflasyon içinde çalışmasına devam etmesini sağlayan orandır. Dolayısı ile FED faizleri yüzde 5,25’ten yüzde 0- 0,25’e indirdiğinde 500 baz puanlık bir indirim çok büyük bir indirim gibi görünse de eğer denge faiz oranı örneğin yüzde -2 seviyesinde ise para politikası halen çok sıkı demektir. Buna verilebilecek en bilinen örnek de 1929 Büyük Depresyon vakasıdır. FED faizleri kriz sırasında hızla indirmesine rağmen (550 baz puan) Friedman ve Schwartz’ın “A Monetary History of the United States” kitabını okuduğunuzda para politikasının aşırı sıkı olması nedeniyle FED’e ciddi eleştiriler getirildiğini görebilirsiniz. 

Bernanke’nin liderliğinde FED nominal bazda büyük olan faiz indirimine rağmen denge seviyenin sıfırdan daha düşük bir noktada olduğuna inanması nedeniyle QE operasyonlarına başladı. Böylece teorik oranın yüzde -3’e kadar düştüğünü gördük (Wu Xia gölge oranlar) Dolayısıyla şayet FED’in eksi faiz uygulamasına geçmesini bekliyorsak denge faizlerin çok daha düşük bir seviyede (ki aslında bu kavramın kendisi de tartışma konusudur) olduğunu düşünüyor olmamız gerek. 

BOJ ve ECB’nin aksine FED krizin en şiddetli döneminde bile eksi faizi düşünmediği gibi rezervlere artı 0,25 faiz verme (IOER) kararı da almıştı. Peki ama neden? Aslında sorunun cevabını yakın zamanda açıklanan arşivlerden ve önceki çalışmalardan biliyoruz. 5 Ağustos 2010 tarihinde 2016 yılında kamuya açıklanacak şekilde dahili bir çalışma yapıldı. Bu çalışmada FED üç senaryo düşünüyor: IOER’nin yüzde 0,10’a çekilmesi yüzde sıfır olarak belirlenmesi ve yüzde -0,10 olarak açıklanması. Çalışma olası etkiler üzerinde durmuş. Ben sadece yüzde -0,10 üzerine olan kısmı özetliyorum. 

1) Kanunen yapması mümkün olmayabilir. FED’e kriz öncesi tanınan ancak krizin büyüklüğü nedeniyle öne alınan yetki rezervlere “faiz vermek” “faiz almak” değil
2) Teknik altyapı hazır değil (ancak geliştirilebilir)
3) Tahvil getirileri eksiye geçtiğinde ihalelerin yapısı nedeniyle sorun çıkabilir (ancak aşılabilir)
4) Yüzde -0,35’in altında bir seviyede kurumlar nakde geçebilir. Bu çalışma yapılırken 1 tilyon dolarlık fazla rezerv vardı, şimdi ise 2,5 katı. Ancak BOJ’un aldığı türden bir önlem alınabilir veya elektronik paraya geçilebilir, ki yüksek küpürlü banknotları piyasadan çekme arzusunun altında bu yatıyor.
5) Para piyasası fonları piyasadan çıkmak zorunda kalabilir. 
21 Eylül 2011 FOMC toplantısında ise bu konu görüşüldü ve bankaların gelirinin azalacağı, para ve kredi piyasalarının işleyişinin bozulacağı ve riskin büyüklüğünün kestirilemeyeceği gerçeği nedeniyle daha fazla bilgiye gerek olduğuna karar verildi. ECB ve BOJ yeterli bilgiyi sağladığına göre şimdi FED ne düşünüyor olabilir acaba?







Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X