Six Senses'in önceliği bina değil, deneyim

Lüks spa ve otel işletmecisi Six Senses Bodrum'daki Six Senses Kaplankaya otelinde misafirlerine eğlence unsuru katarak sağlıklı bir dinlence sunuyor.


HABER: ANAHID HAZARYAN
  FOTOĞRAF: ARŞİV
21.09.2018
Six Senses'in önceliği bina değil, deneyim

DÜNYADA TATIL ANLAYIŞI artık aynı zamanda sağlık ve güzellik kavramlarıyla da içe geçmiş bulunuyor. Özellikle egzotik yerlerde dinlenceyle beraber sağlıklı beslenme, spor ve bakım wellness/spa
ve otelciliği bir araya getirerek yepyeni bir pazar oluşturmuş durumda.
Bu alanda önde gelen bir marka olan Bangkok merkezli Six Senses dünyada başta Asya olmak üzere Avrupa’da, Amerika’da lüks resort, spa ve otel işletmecisi; Six Senses kısa süre önce listesine Türkiye’yi de dahil etti. Bodrum’da daha önce Canyon Ranch’in işlettiği Kaplankaya projesi 1 Mayıs itibariyle Six Senses Kaplankaya wellness ve spa merkezi olarak kapılarını açtı. Kurucu ortağı Burak Öymen olan Capital Partners’ın yatırımıyla hayata geçen tesis, altı aylık köklü bir restorasyonun ardından Six Senses olarak hizmet sunmaya başladı.
Six Senses’in Başkanı Bernhard Bohnenberger, mottolarının başkalarının açtığı yoldan gitmek değil, yeni yollar açmak olduğunu söylüyor.
Klasik, katı kurallı spa anlayışını benimsemeyen, insanlara sağlıklı bir yaşam tarzı sunarken, bunu sıkarak, baskıyla yapmayan, eğlence unsurunu da gözeten bir yaklaşım benimsediklerine vurgu yapıyor. İşte bu özel röportajdan detaylar..
 
Six Senses Kaplankaya’ya yatırım yapmaya nasıl karar verdiniz?
Six Senses Carlton gibi, Four Seasons gibi bir işletmeci, yatırım şirketi değil. Yatırım
yapmıyoruz ama yönetim şirketi olarak da uzun vadeliyiz. Her şeyden önce Burak’ı (Öymen), Capital Partners’ı uzun zamandır tanıyoruz.
Elinden gelenin en iyisini yapacağını, yoğun çaba harcayacağını biliyoruz. Kendisi bana Kasım 2016 yılında buraya gelmemi teklif  etti ve bölgeyi gösterdi. Bu lokasyonu çok sevdim, denizi, gökyüzünü çok sevdim ama otel bana göre bir şehir oteliydi; pencereden dışarı bakmazsanız bir şehirde olduğunuz hissine kapılırsınız. Benim de kurucularından biri olduğum Six Senses 26, 27 sene önce bu işe başladı ve temel fikir şu ki, bir yere seyahat ettiğinizde oranın neresi olduğunu bilmelisiniz. Bodrum’a gelme sebebiniz nedir? Bodrum’a gelecek, bu otelde konaklayacak ve pencereden dışarı bakmadığınızda kendinizi İstanbul’da mı hissedeceksiniz? Ya da örneğin Tokyo’da… Six Senses ise tam tersini hissettiriyor; yerel malzemelerden, yerel dokulardan yararlanıyor. Oteli gezdiğimde şöyle dedim: “Evet,
çok güzel, çok şık bir otel yapmışsınız, mükemmel malzemeler kullanmışsınız ama kusura bakmayın, bu Six Senses değil.” Peki, Six Senses olması için ne yapmalıyız? Üzgünüm ama bir sürü güzel şeyi buradan çıkarmak zorundayız, belki bunları başka bir otelde
değerlendirebilirsiniz, Ritz Carlton’da kullanabilirsiniz… Yeni eşyalara, renklere, Türkiye’yi yansıtan unsurlara ihtiyacımız var.
 
Six Senses felsefesi nedir? Bunu yansıtmak, bu felsefeyi ortaya koyabilmek için nasıl bir organizasyona sahipsiniz?
Tabii ki, yerel bir ortak bulacaksınız. Malzeme satın almak için tabii ki yerel ortaklara başvuruyoruz çünkü biz malzemeyi nereden alacağımızı bilemeyiz burası ilk resortumuz; ama tasarım söz konusu olduğunda, bizim teknik servis ekibimiz var. Burada tıpkı bir film gibi, senaryoyu yeniden yazmamız söz konusu. Diyoruz ki, Türkiye’ye gideceksiniz, Bodrum’a gideceksiniz, neyi deneyimlemek istediğinize bakacaksınız. Yerel tatlardan, ürünlerden, yerel şaraplardan, mezelerden söz ediyoruz… Burada yetişen her şeyi koklayabilecek, mükemmel otları koklayabilecek bir yapı yaratmak… Zamanı hissetmek… Sonra köylere bakıyoruz, insanların burada nasıl yaşadıklarını gözlemliyoruz, yerel kilimleri görüyoruz. Eski ahşap eşyalar… Buradan yola çıkarak tasarımı ortaya koyuyoruz. Bizim tasarım ekibimiz ve New York’tan ünlü tasarımcı Clodagh’yla işbirliği yapıyor. Clodagh daha önce de Portekiz, Duoro Valley’deki Six Senses’ı tasarladı, mükemmel bir iş yaptı. Harikalar yaratabilen birisi; nitekim Bodrum’da da, oteli dönüştürmek istediğimizi söylediğimizde, geldi ve tasarım ekibimizle birlikte yerel köyleri dolaşmaya başladı.
İstanbul’a, Ankara’ya da gittiler, pazarları dolaştılar. Geleneksel bir otel markası aldığınızda, size klasik odaları olan bir yapı hazırlayacaklardır. Şu kadar metrekareye ihtiyacımız var diyecekler.
İşte duşa, tuvalet yerine, banyo yerine ihtiyaç var… Six Senses ise odanın ölçülerini
konuşmadan önce deneyimler hakkında konuşur. Tam bir renovasyon için otel altı ay kapalı kaldı, Burak (Öymen) çok para harcadı. Dedim ki,  ‘eğer bunu yaparsak, konaklama sayısı da artar, çok daha iyi oluruz’. Aynı zamanda, ana otelin arkasında küçük evlerimiz de var. Bu küçük  evler dışında da bomboş araziler var; buralarda niçin büyük teraslar oluşturmuyoruz, havuzlar, eşyalar yerleştirmiyoruz dedik; böylece en alt kademedeki evlerden en üst sınıf villalara atlamış olduk. Suite’ler koridorun sonunda yer alıyor;
bu arka taraftaki bahçelerde beach club’lar oluşturduk, meze servisleri koyduk. İster canınız Türk yemekleri çeksin, bar çeksin, ya da bahçe çeksin, seçeneğiniz var. Ayrıca sinema, spa var… Kasım 2016’dan beri hummalı bir çalışma içindeyiz. Bu süre içinde Bangkok’tan ayda bir, iki kere gidip geldim. Çünkü Burak’la çalışmayı çok sevdim. 1 Mayıs’ta da açılışı oldu.
 
Size birde dünyada wellness pazarıyla ilgili sormak istiyorum. Pazarın durumu nasıl? Bir de wellness’ta  şu anda mevcut trend ne? Eski tür wellness mı söz konusu, farklı bir gidişat mı söz konusu?
Biz 22 yıl ilk spa’mızı Maldivler’de açtık. Bu büyük bir başarı oldu. Böylece her otelde spa açmaya karar verdik. Bundan 10 yıl sonra, bir yerden telefon geldi. Otelimize spa koyabilir misiniz, dediler. Böylece Ritz Carlton Almati’de Six Senses spa açıldı. Doha ve Muscat’taki pek çok Ritz Carlton otelinde spa açıldı.  Ayrıca Etihad Havayolları’nın business class lounge’ında da ilk Six Senses açıldı. Spa’larımız hiçbir zaman yalnızca masaj, pedikür vs olmadı.. Hep meditasyon yapıldı. Spa’lara yirmi yıl önce başladığımızda, basından röportaja geliyorlardı. Bu sohbetlerde tepkiler hep şu şekildeydi: “Oh spa mı… Bu bir moda, gelip geçer, ne kadar sürecek ki?” Ben de cevap olarak yanıldıklarına, insanların sağlıklarına daha fazla dikkat etmeye başlayacaklarına vurgu yapardım. Yirmi yıl önce erkekler spa’ya gitmek istemiyordu. Sırf kadınlar içindi. Ama ben bunun değişeceğini söyledim. Neyse ki, yanılmadım. Spa’ların bugün hayatımızda merkezi bir yeri var. Six Senses’da dahası da var… Geçen yüzyılda Canyon Ranch, Ananda gibilerinin Himalayalar’da yerleri vardı; burada alkol yok, fazla yemek yok, çocuk yok, çok sıkı bir program uygulanıyor. Buralara 10 gün kadar gidiyorsunuz ama şehre döndüğünüzde, iki hafta sonra her şey yeniden başlıyor. Oysa biz bugün, insanların daha iyi yaşaması gerektiğini öğreniyoruz. Bizim resort’larda hem sağlıklı olacaksınız hem da daha iyi bir yaşam tarzınız olacak… Lüks bir konsepte sahibiz ama lüks derken parlak avizeler, mermerlerden, göz
alıcı materyallerden bahsetmiyoruz. Basit materyallerimiz olacak, hafif seçimlerle bir deneyim sunulacak. İşte, bu biziz.
 
Sanırım pazarda sizin felsefeniz doğrultusunda büyüyor; sizde bunu gözlemlemiş olmalısınız..
Evet. Artık insanlar kopya ediyor; eskiden şöyle bir zihniyet vardı: Eğer bir yere binlerce dolar ödüyorsanız, yiyecek Fransa’dan gelmeli… Yemek için şık giyinmek zorundaydınız, Bodrum’dayken bile gece yemeğe giderken şık giyinmeliydiniz.
20 küsur yıl önce böyleydi. Ama biz biraz isyankar bir tavır takındık. İnsanlar geçen 8-10 yılda zaman zaman bize deli misiniz, dediler. Ben de zaman zaman kendime acaba yanlış mı yapıyorum? Yanılıyor muyum? diye sordum. Ama inanmayı sürdürdüm ve insanlar da bu noktaya geldi. Bazen diyorum ki burayı salt resort, otel ya da “bath” olarak adlandırmamalı. Otel oteldir ama bizde daha fazlası var. Bizim felsefemiz büyük şehirlerde birbirlerinden kopuk, dağınık olan insanları yeniden bir araya getirmek. Ailelerle, çocuklarla ve hatta doğayla yeniden bağ kurmak. Six Senses’ın felsefesini madde madde şöyle anlatabiliriz:
1- Yerel duyarlılık: Yani bulunduğunuz yere duyarlı olmak
2- Sorumlu özen: Doğaya, çevreye karşı sorumluluk ve sürdürülebilirlik ve aynı zamanda beraber çalıştığınız insanlara, misafirlere, tedarikçilerle olan davranışlarınıza özen göstermek. Ben çok geleneksel bir otel işinden geliyorum; askeri disiplinin hakim olduğu bir ortam vardı. Çalışanlar korkmalıydı, misafirler kendilerine çeki düzen vermeliydi. Bu bence anlamsız.
3- İncelikle hazırlanmış deneyim: Yani muhteşem deneyimler sunmak.
4- Duygusal misafirperverlik: Herkes misafir ağırlamaya uygun değildir; bunun için doğru insanı bulmak gerekir. Bu insanları bulduktan sonra da eğitiyoruz. 5-Eğlence: Böyle bir yerde eğlence kelimesi aykırı gelebilir ama niye olmasın ki? Niye bu deneyimi daha eğlenceli kılmayalım ki… Yalnızca spa değil aynı zamanda eğlence, neşe de gerekli. Alanında ünlü doktorlarla çalışıyoruz. Daha iyi uyumanıza yardımcı oluyorlar. Dr. Mehmet Öz dört yıldır bize danışmanlık yapıyor. Kısacası bizde botoks yok, kimyasallar yok, anti-aging var. Ama sevdiğiniz şeylerden de vazgeçmeniz gerekmiyor. Sağlıklı olurken aynı zamanda mutlu da olmalısınız. Six Senses’in mottoları kısaca şöyle tanımlanabilir: Doğal malzemeler, yerel ve sürdürülebilir ve az çoktur. Doğal malzemeler, temiz bir hazırlık süreci, her şey yerinde üretiliyor, paketlenmiş/şişelenmiş bir şey yok. Atıktan kaçınıyoruz ya da olabildiğince azaltıyoruz


 



HABERİ PAYLAŞ

 
 
 
 
 

 

 

 



BENZER HABERLER

TİM: İhracat artış hızında son 13 ayın rekoru kırıldı
 
Yabancılar krizi fırsata çevirdi: Yüzde 65'lik artış
 
Konut satışlarında 9 ayın en hızlı artışı

ABD'de 1. el konut satışları % 7.8 azaldı
 
Yabancıların konut talebi hız kesmiyor
 
Konut satışları kasımda düştü
Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X