iPad Versiyonu

IoT ve bulut, veri merkezlerini yeniden tanımlıyor

Saklanması ve yönetilmesi gereken dijital veri miktarı her an artarken verilerin bulut ve IoT ortamında dolaşımı da yaygınlaşmaya devam ediyor.


   
   
   
   
Add to Flipboard Magazine.
   
HABER: Nuray Şuman
  FOTOĞRAF: Shutterstock
7.12.2016
IoT ve bulut, veri merkezlerini yeniden tanımlıyor

Yapılan araştırmalara göre, 2020 yılına kadar dijital içeriğin 4,4 trilyon gigabayttan 44 trilyon gigabayta çıkarak 10 kat büyümesi bekleniyor. Donanımların sürekli küçüldüğü, hızlandığı ve güçlendiği noktada daha fazla veri depolama alanına ve veri işleme gücüne ihtiyaç duyuluyor. Veriyi kontrol etmenin ve yönetmenin karmaşıklaştığı bu yeni ortamda şirketler ne yapacak? Verilere yavaş ve güvenilir olmayan bir erişim, hayati önem taşıyan hizmetlerin durmasına neden olabiliyor. Bu durumda, müşteri memnuniyetinin düşmesi ve gelir kaybının yaşanması anlamına geliyor.

BT birimlerinden beklenen temel başlıklar; kesintisiz ve sürdürülebilir bir bilişim hizmeti, içeride üretilen ve dışarıdan gelen verinin bir bütün olarak stratejik yönetiminin yapılması. Bunu yaparken de maliyetleri azaltmak, masrafları en aza indirmek kritik önem taşıyor. Şirketler verilerini saklamak ve yönetmek için kendi veri merkezlerini oluşturmak yerine veri merkezi hizmetleri alma yoluna gidiyor.
   
Büyük boyutlarda verinin toplanması, depolanması, işlenmesi ve dağıtılması amacıyla, bilgisayar ve ağ donanımlarının çok yoğun bir şekilde bir merkezde toplandığı mekanlara veri merkezleri adını veriyoruz. Dijital verinin anlık iletim isteğini en iyi şekilde gerçekleştirebilmek için büyük sunuculara ve ağ donanımlarına gereksinimimiz var. Günümüzde bu kümelenmiş sunucular ve ilgili donanımlar, çok sayıda odada, bütün bir binada hatta bir binalar grubunda saklanabiliyor. Bugünün veri merkezleri, 7 gün 24 saat çalışan, çok güçlü ve çok küçük sunucuların binlercesinin bir araya gelmesinden oluşuyor.

Büyüyen veri hacminin güvenli ve maliyet odaklı bir şekilde depolanması ve verilere anlık erişim sağlanması tüm sektörler için hayati önem taşıyor. Bu nedenle şirketler hem kendi işlerine odaklanmak, hem de maliyet avantajı sağlamak için verilerini gün geçtikçe daha fazla bulut servis sağlayıcılara emanet ediyorlar.
 
VERİ MERKEZİ HİZMETİ DIŞARI TAŞINIYOR

Şirketler verilerini dışarı çıkarmak istemedikleri için düne kadar kendi bünyelerinde veri merkezi oluşturma eğilimindeydi. Bugün ise mobil, bulut, güvenlik, IoT kavramları şirketlerin veri merkezi hizmetlerini profesyonel şirketlerden talep etmesi gerekliliğini doğurdu. Nitekim yapılan araştırmalar da teknoloji liderlerinin eğiliminin dış kaynak kullanımına yöneldiğini gösteriyor. Zenium Technology Partners’ın Dynamics Research’e yaptırdığı “Büyüme, Risk ve Bulut Yönetimi Araştırması”, önümüzdeki dönemde şirketlerin veri merkezi hizmetleri konusunda daha fazla dış kaynağa yöneleceğini ortaya koyuyor. İngiltere, Almanya ve Türkiye’de araştırmaya katılanlar arasında veri merkezi operasyonlarının bir kısmını halihazırda dış kaynaktan temin eden her üç şirket yöneticisinden iki’si, veri merkezi operasyonunu kendi içinde yöneten her üç şirket yöneticisinden de iki’si, doğal felaketlere karşı riski azaltmak için daha fazla dış kaynağa yönelmeyi planladığını belirtiyor. Türkiye, yüzde 64 oranla bu konuda en ön sırada yer alıyor.

Dynamics Research’ün Türkiye, Almanya ve İngiltere’de yaptığı “Büyüme, Risk ve Bulut Yönetimi Araştırması” da her iki işletmeden birinin, veri merkezi operasyonunu doğal felaketlere karşı dayanıksız binalarda yürüttüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre deprem gibi doğal felaketlerden etkilenen veri merkezleri, şirketlere tek seferde 2 milyon liraya kadar yükselebilen bir maliyet tablosu çıkarıyor. Her iki şirketten biri geçtiğimiz 10 yıl içinde veri merkezi operasyonlarının deprem gibi doğal felaketlerden ortalama iki yılda bir etkilendiğini belirtiyor. Türkiye yüzde 65’lik oranla üç ülke arasında bu sorunu en fazla yaşayan ülke. Ancak araştırma sonuçları, şirketlerin en değerli varlıkları olan “bilgi” ile kumar oynadıklarını da gözler önüne seriyor. Veri merkezi operasyonunu dış kaynak kullanımı ile yürüten şirketler, seçim yaparken lokasyon ve bina dayanıklılığı konusunda yeterince titiz davranmadıklarını itiraf ediyor. “Yetersiz” ve “uzman olmayan” çözüm ortağı seçimi yapan şirketler, veri merkezi işini kendi içinde halleden şirketlere göre iki kat daha fazla doğal felaket kaynaklı aksaklık yaşadığını belirtiyor. Veri merkezi işini kendi içinde halleden şirketlerin son 10 yılda doğal felaket kaynaklı yaşadığı sıkıntılar yüzde 25 oranında iken, veri merkezini “yanlış” üçüncü partilerle yürüten şirketlerde bu oran artarak yüzde 58’e çıkıyor. Öte yandan elektrik kesintileri de 7/24 kesintisiz hizmet vermesi gereken veri merkezleri için hayati önem taşıyor.
 
“Esnek, güvenli, sürdürülebilir veri merkezleri geliyor”
Dijitalleşmenin son adımları olan bulut hizmetleri ve nesnelerin interneti (IoT) şirketlerin gündemine girmeye başlayınca yeni nesil veri merkezi gereksinimine de yol açıyor. Değişen iş modelleri ve bununla birlikte gelen veri merkezi yaklaşımını Radore Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol şöyle aktardı:
 
Veri merkezleri dijital dönüşümde neden kritik hale geldi? IDC istatistiklerine göre 2020’de ulaşılacak veri miktarı, 2009’un 44 katı olacak. Veri merkezlerine yönelik ihtiyaç, mobilitenin hızla artmasıyla birlikte ciddi boyutlara ulaştı. Alışverişten oyunlara, mobil cihazlardan şirketlerin neredeyse tüm iş süreçlerini dijital dünyaya taşımasına kadar bilgi alışveriş trafiği hızı da artıyor. Kullanıcılar bu yen idünyada verilere cepten, tabletten, bilgisayardan diğer bir deyişle her kanaldan ulaşmak istiyor. Bu da verinin muhafaza edilmesinin, güvenliğinin yanı sıra her kanaldan entegre bir biçimde erişilebilirliğinin de ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Bu anlamda veri merkezleri dijital dönüşümde çok önemli bir rolü ve öncülüğü üstleniyor.
 
Veri merkezleri şirketlerin hangi gereksinimlerine yanıt veriyor?
Veri merkezleri, kurumların özellikle sağlıklı bir BT altyapısı kurgulaması için en önemli unsurların başında geliyor. Günümüzde hızla yükselen veri kullanımı ve saklama ihtiyacı, veri merkezlerinin önemini de artırıyor. Veri merkezlerinin kullanıcılarına güvenlikli bir hizmet sunması ve gerekli donanım koşullarını sağlaması hayati bir öneme sahip. Biz de güvenliği yaptığımız işin merkezine koyup şehrin göbeğinde, fiber ve metro ethernet ağ altyapısına doğrudan erişim sağlayarak müşterilerimizi kaliteli hizmetle buluşturuyoruz.
Radore Veri Merkezi; sunduğu sunucu barındırma, donanım ve sunucu kiralama, bulut servisleri, web hosting, alan adı, SSL, CDN, yedekleme, yönetim servisleri gibi hizmetlerle işletmelere operasyon maliyetlerini düşürme ve verimliliklerini artırma imkanı sağlıyor.
İşletmelerin dijital hizmetlerinin kalitesini yükseltirken, esnek modellemeleriyle değişen ihtiyaçlara hızlı bir şekilde cevap verebilme fırsatı sunuyoruz.

Profesyonel proje yöneticilerimiz ve sistem mühendislerimiz tarafından, ihtiyaç ve taleplere uygun olarak hazırlanan farklı çözümler sayesinde işletmeler, teknolojik altyapı için harcanacak para, zaman ve işgücünü minimuma indirerek, güvenlik sorunlarını da  ortadan kaldırıyor.
 
Bulut, güvenlik, büyük veri, mobilite, IoT kavramları veri merkezleri hizmetlerini nasıl etkiliyor?
Mobilitenin artışı, büyük veri gerçeği, bant genişliği kullanımındaki yükseliş ve bulut teknolojilerinin odağa yerleşmesi ile klasik veri merkezi anlayışı da değişiyor. Fiziksel ve bulut altyapılarının birlikte kullanıldığı, kaynakların birden fazla lokasyona dağıldığı ve otomasyon/iş zekasının öne çıktığı uygulamalarla, artık yeni nesil veri merkezi anlayışı ile tanışmamızın zamanı yaklaşıyor. Yeni nesil veri merkezi dediğimizde öne çıkan özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

•             Dünyanın hızına ayak uydurabilecek basitlik ve esneklikteki BT ekosistemi,
•             Altyapı sağlayıcılığından iş inovasyonu yaratmaya evrilmiş yaklaşım,
•             Kaynaklarını gelen talepleri gerçekzamanlı karşılayabilecek nitelikte, dinamik bir şekilde yönetebilecek kurgu,
•             Değişmekte olan geleneksel sistemlerle de uyumlu çalışabilecek, “private” ve “public” bulut yapılarını aynı çatıda barındırabilen hibrit çözümler.
Bu kavramlar kritik operasyon ve yönetim süreçlerinin donanım odaklıdan yazılım tanımlı hale gelmesiyle gerçekleşecek. Tüm verilere entegre bir şekilde erişim imkanı sunan nesnelerin interneti, hem kurumları hem de iş modellerini dönüştürecek.
 
“Veri merkezleri bulutla şekilleniyor”
Veeam’in 25 ülkede bin 140 kıdemli BT yöneticisinin katılımı ile hazırladığı 2016 Erişilebilirlik Raporu’na göre; kesintilerin şirketlere yıllık ortalama masrafı 16 milyon dolara kadar çıkabiliyor. İş kritik uygulamalar için kesintinin bir saatlik ortalama masrafı ise 80 bin doların biraz altında. Konu iş kritik olmayan uygulamalara geldiğindeyse ortalama bir saatlik kayıp her iki konu için de 50 bin doların üzerinde oluyor. Bu durumun finansal olmayan diğer sonucu ise müşteri kaybı. Sadece bu neden bile veri  merkezlerine duyulan gereksinimi anlamak için yeterli. Veeam Türkiye Ülke Müdürü Ozan İnan ile veri merkezlerinin geleceğini konuştuk:

Bulut, güvenlik, büyük veri, mobilite, IoT kavramları veri merkezleri hizmetlerini nasıl etkiliyor?
Dijital transformasyonda, piyasa yapıcı firmaların, CAMSS stratejisini cloud (bulut), analitics (analitik), mobile (mobil), social (sosyal ağlar) ve security (güvenlik)benimsediği açıkça görülüyor. Bu stratejinin bir parçası olan mobilite, dünya üzerinde pek çok ülkede bulut evriminin temel yönlendiricisi oldu. Mobil cihazların yayılmasıyla birlikte bu veri profilinin nasıl yönetileceği ve verinin her an kullanılmaya hazır olmasının nasıl sağlanacağı soruları ortaya çıktı.

İlk olarak mobildeki veri büyümesi müthiş. Peki, biz hangi bilginin değerli hangisinin ise gereksiz olduğuna nasıl karar vereceğiz? Her şeyi saklamalı mıyız? Her şeyi sınıflandırmalı mıyız? Mobil cihazınızın hizmet sağlayıcıya gönderdiği her şey sonsuza kadar saklanıyor mu? Buna gerek var mı? Eğer cevap evetse bunun nedeni kanunlar mı yoksa uyumluluk sağlamak için mi? Kurumların bu tür seçimleri yapmasının ardında yatan neden, veri yoğunluğunun daha önce görülmemiş ölçüde bulutun temelindeki yapıyı zorlayıcı olması ve sadece yükselmeye ayarlanmış olmasıdır.

Artan mobilite sayesinde müşterilerin taleplerinin artması bulutun benimsenmesinin ardındaki en büyük etken. Uygulamalara ve bulut sağlayıcılara ayak uydurmaya çalışırken, bulut çoktan erişilebilirliğin ötesinde değişmeye ve IoT (nesnelerin interneti) ile beraber yakalanabilen tüm oluşmuş veri noktalarını da kapsamaya başladı. Veri yönetiminin bir sonraki evresi IoT giyilebilirleri ve diğer akıllı cihazlardan gelen veri profilleri olacak.
Yani başta her sektörden büyük şirketler olmak üzere bütün hayatımızı kapsayan birçok alanda, insanların programladığı sistemlerin çalıştığı bir dönem başlıyor. Burada önemli olan “kusursuz” iletişim sağlayabilmek. Dolayısıyla, her adımın daha da hassas olacağı bu dönemde, veriye erişim ve hız olmazsa olmaz bir kriter olacak. İşte tam bu noktada Veeam olarak şirketlerin ihtiyacı olan teknolojik desteği vererek, veriye erişimi kesintisiz ve hızlı hale getiriyoruz.
 
Geleceğe yönelik veri merkezi mimarisinin temel bileşenleri nedir?
Veri merkezlerinde daha üst seviye erişilebilirliğe olan yolculuk hiçbir zaman tamamen bitmeyecek, ancak modern veri merkezine akıllıca yatırım yapan şirketler bu yolda lider konumda olacaklar. 2020’de 21 milyar birbiriyle bağlı cihaz olacağını ifade eden öngörüler ışığında (Gartner), veri ve uygulamalara 7/24 erişimin hiç olmadığı kadar önem kazanacağı söylenebilir. Buna rağmen şirketlerin bu mesajı yeni almaya başladıkları görülüyor. Araştırmaya katılanların üçte ikisi özellikle erişilebilirlik seviyesini yükseltmek için veri merkezi modernizasyonuna yüksek düzeyde yatırım yaptıklarını belirtiyor. Bu yatırımlar sayesinde önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde tüm işletmeler esnek teknolojiye sahip olacaklar. Sanallaştırma, bulut ve nesnelerin internetinin yanı sıra konteynerizasyon da çok önemli olacak.

Bu bağlamda önümüzdeki yıllarda artık her şeyin buluta taşınmış olacağını düşünüyoruz.  Her şirketin felaket kurtarma, yedekleme ve süreklilik gibi hizmetleri buluttan alabilme şansı olacak. Bizim gelecekte yapmak istediğimiz ise, lojistik işlevsellik açısından karmaşık ama kullanım açısından son derece kolay bir hizmet vermek. Her şirket, kendi teknolojik altyapısından bağımsız olarak, istediği hizmeti buluttan seçebilecek. Biz geleceği böyle tasarlıyoruz. Her şeyin bulutta olmasıyla çok güçlü güvenlik önlemleri de beraberinde geliştirilecek.

Diğer yandan şu anda veya yakın zamanda kurulumu yapılacak veri merkezleri için hibrit bulutu iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Modern veri merkezleri artık tamamen kesintisizlik hedefiyle tasarlanıyor. Bunun gerçek olmasını sağlayan her yeni teknoloji artık sıklıkla kullanılıyor.




   
   
   
   
Add to Flipboard Magazine.
   
   


İÇERİK HABERCİSİ

FORTUNE DİJİTAL KATEGORİSİNE AİT EN GÜNCEL İÇERİKLERİNDEN HABERDAR OLMAK İÇİN
HEMEN E-MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLUN




BENZER HABERLER

Her şey bir alo ile başlar
 
Uçtan uca mükemmel müşteri deneyimi
 
Planlamadan yönetemezsiniz

İş Bankası’nın hedefi: Müşterilerine en iyi dijital deneyimi yaşatmak
 
Dijital ekonominin can suyu: Dijital KOBİ
 
e-dönüşüm 2017’de yeni uygulamalarla yaygınlaşıyor








FORTUNE DİJİTAL KATEGORİSİNİN DİĞER HABERLERİ

Samsung'dan dikkat çekici adımlar
 
Bitcoin ve BlockChain’in Türk filmini hatırlatan hikayeleri
 
​NGN projesi Anadolu Bilişim'in performansını 3 kat artırdı

Dijital ekosistemde güvenli yaşamın ipuçları
 
String Ventures hedef büyütüyor
 
Bugatti de bunu yaparsa...
Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X