Doğaya duyarlı 'outdoor' markası

Adım adım sürdürülebilir olma hedefiyle faaliyetlerine devam eden Fjällräven’de her ürünün kendi karbon ayak izi var.


HABER: BEGÜM NUR ALKIŞ
  FOTOĞRAF: ARŞİV
22.05.2018
Doğaya duyarlı 'outdoor' markası

 

 

 

 

1960’ta hayata geçen İsveçli bir outdoor markası olan Fjällräven, gücünü insanların doğada daha fazla zaman geçirmeleri için ürettiği ürünlerden alıyor. İnsanın hayatında giderek genişleyen bir dijital varlık olduğuna dikkat çeken Fjällräven Operasyonel ve Sürdürülebilirlik Yöneticisi Christiane Dolva, “Fjällräven’in daha çok insana doğayla birlikte yürümeleri için ilham vermek gibi bir misyonu var” diyor. Marka, tek sezona yönelik parçalar yerine, uzun soluklu kullanılabilecek, tasarımlara odaklanıyor. Doğa dostu özelliğiyle ön plana çıkan Fjällräven’in dünyanın
her yerinde bilinen Kanken çantalarından tek renk olanlarının her birinin yapımında 11 plastik su şişesi kullanılıyor. Şişeler, özel makineler ile ipliğe çevriliyor. Normal ipliğe kıyasla daha dayanıklı olan çantalar bu sayede plastiğe karşı verilen savaşta doğaya yardımcı oluyor. Marka ayrıca “Eco-Shell” serisi ile endüstride uzun zamandır emdirme işlemi için kullanılan zararlı PFC’yi (Perflorlu bileşikler) kullanmadan, su geçirmez kıyafet geliştiriyor. Dolva ve Fjällräven’le birlikte Cheap Monday, Rains, Dedicated, CHPO ve Sandqvist gibi markaların Türkiye distribütörlüğünü yapan Novapera’nın Kurucusu Selçuk Gerger ile Fjällräven’in Türkiye’ye getirilme süreci, sürdürülebilirlik çalışmaları, tüy sorumluluğu ve 2018 yılı yeni planları üzerine konuştuk.

Christiane Dolva: Fjällräven, dijital dönüşümlerin gerçekleştiği bir çağda teknolojiyi ürünlerine nasıl entegre ediyor?
Fjällräven’in daha çok insana doğayla birlikte yürümeleri için ilham vermek gibi bir misyonu var. Bu oldukça pratiğe dayalı bir aktivite aslında. Sadece dışarı çıkmanız ve birbiri ardına adım atmanız gerekiyor. Eğer biz sizi doğaya çıkmak, güzellikleri keşfetmek ve tadını çıkarmak için yeterince sıcak, kuru ve rahat tutabiliyorsak, işimizi iyi yapıyoruz demektir. İnsanların hayatında giderek genişleyen bir dijital varlık olduğu yadsınamaz. Bu dijital devrim çağında, aslında doğanın bir kaçış imkanı olmasını tercih ediyoruz ve bu sebeple de nesiller boyu kalıcı olacak ekipmanları ve anları yaratıyoruz.

Selçuk Gerger: Fjällräven’in Türkiye’ye getirilme süreci ile 2017 satış rakamı ve 2018 planlarından bahsedebilir misiniz?
Doğa sporları tutkunlarını onlarca yıl en premium ürünlerle buluşturan Fjällräven, İskandinav tasarım prensipleriyle ortaya çıkan gerek montları gerek çantlarıyla 2000’li yıllarla birlikte moda dünyasının da ilgisini çekti ve bugün 50’yi aşkın ülkede; ünü tüm kıtalara yayılan global bir marka haline geldi. Bu yükselişi fark ettiğim 2014 yılında firmayla iletişime geçtik ve pek çok ortak paydamız olduğunu daha ilk toplantıda fark edip markanın Türkiye distribütörlüğünü alarak bugün birçok markayı bünyesinde bulunduran Novapera’yı kurduk.
Bugün halka açık bir şirket olarak borsada işlem gören Fjällräven’in ait olduğu Fenix Outdoor Group’un 2017 yılı cirosu 500 milyon euro’nun üzerindeydi. Bu rakamı artırma hedefi var tabii ki, fakat marka 58 yıldır yaptığı gibi, gelecekte de agresif bir büyümeden ziyade; planlı ve sürdürülebilir bir büyüme peşinde olacak.
Türkiye’de de bu büyüme planlarından alım gücü bazında payımıza uygun düşen ciro ve yatırım hedeflerini gerçekleştirmek istiyoruz. Novapera olarak distribüsyon kanalının dışında şu anda en büyük projelerimiz, bu yılın başında hayata geçirdiğimiz ve kısa sürede büyük bir ivme yakalayan online alışveriş platformumuz “vitruta.com” ve ilk şubesini Ortaköy’de açtığımız “Skog Store” mağazaları olacak. Bu sebeple yatırımlarımızın odağı perakende tarafında diyebilirim.

Christiane Dolva: Fjällräven’de sürdürülebilirlik adına çalışmalarınız neler?
Hedefimiz adım adım daha sürdürülebilir olmak. Bitiş noktası olmayan bir maraton gibi düşünmek lazım. Yapabileceğimiz en önemli şey ürünlerimizin fonksiyonel, zamansız ve sağlam olduğundan emin olmak ve böylelikle uzun süre kullanılabilir olmalarını sağlamak. Her ürünün kendi karbon ayak izi var. Böylece kullanım ömürlerinin uzun olduğundan emin olabiliyoruz ki bu da en önemli özelliklerinden biri. Bu karbon ayak izinin mümkün olduğu kadar az olduğundan emin olmak adına da daha sürdürülebilir materyaller seçmek gibi pek çok şey yapmak mümkün. Bu süreç ham materyal seçiminden kimyasal çözümlere kadar tüm işlemleri içeriyor.
Eco-Shell serimizi buna örnek olarak verebilirim. Endüstrimizde uzun zamandır emdirme işlemi için kullanılan zararlı PFC’yi kullanmadan, su geçirmez kıyafet geliştirme araştırmalarında ulaştığımız bir sonuç bu. Eco-Shell ile PFC’siz DWR emdirme sonuçlarını bulmayı hedefledik ve ürünlerin dış yüzü ile zar kaplaması arasında geri dönüştürülmüş polyester kullanmayı başardık.

Selçuk Gerger: Fjällräven’in yeni koleksiyonunun özelliklerini ve detayları paylaşabilir misiniz?
Fjällräven her sezon yepyeni bir koleksiyonla karşımıza çıkan bir marka değil. İnandıkları ve üzerine yıllarca çalıştıkları birkaç yeni ürün ve renk ekleyerek yeni sezon koleksiyonlarını çıkarıyor. Fjällräven’in fiyat segmenti oldukça yukarıda, fakat benim en favori ürünüm Expedition Down Jacket, Türkiye’de 4 bin 995 TL ile mağazalarda kış sezonlarında yer alıyor.
Markanın kurucusu Ake Nordin’in 1970’te tasarladığı ve o günden bugüne tasarımı hiç değişmeden günümüze gelen bir mont modeli. Bir de eklemeden geçemeyeceğim, bir diğer ürün ise Fjällräven’in ikonik Kanken sırt çantalarının yeni “premium black” modeli.

Christiane Dolva: Kaz tüyü ve koyun yünüyle ilgili etik kurallara uygunluk konusunda markanızın aldığı önlemler neler?
Tüy sorumluluğumuz yıllardır devam ediyor. Tüyleri sadece seçili birkaç çiftlikten ve bir kuş tüyü tedarikçisinden alıyoruz. Böylece kuş tüyünü tüm süreçten ayrı tutarak her bir ürünümüzde aynı standardı uyguluyoruz. Bu süreci yün kullanımımız için de kurmayı hedefliyoruz. Bugün bu konu üzerine birçok farklı yaklaşımımız bulunuyor. Partnerimiz ZQ ile bazı ürünlerde kullanılan merinos yününü takip edebiliyoruz. Geri dönüştürülmüş “re-wool” yününün ürünlerimizde kullanımını artırıyoruz ve kendi hayvan sağlığı kriterimize uyan ve yerel yün tedarik eden bir İsveç çiftliği ile pilot yün iş birliği gerçekleştiriyoruz.

Christiane Dolva: Fjällräven’i diğer markalardan farklılaştıran unsurlar nelerdir?
Birçok markadan bizi ayıran hususun, zamansız ürünler üretmemiz olduğunu söyleyebilirim. Şayet bir ürüne yatırım yapacaksanız, biz sizden önce onun uzun süre dayanıp dayanmadığından emin olmak istiyoruz. Hem dayanıklılığını göz önüne alarak bozulmamasını sağlıyoruz hem de ürünü sonsuza dek elinizde tutmak ve kullanmak isteyebileceğinizi göz önünde tutuyoruz. Bu ölçüleri sağladığımız ve kullanıldığını, sevildiğini ve nesillere aktarıldığını bildiğimiz birçok ikonik ürünümüz yıllardır koleksiyonumuzda yer buluyor kendine. Bu gerçekten gurur duyduğumuz
bir şey.



HABERİ PAYLAŞ

 
 
 
 
 

 

 

 



BENZER HABERLER

Setur, seyahat kalitesine odaklandı
 
Sessiz dev
 
İstanbul'un Haziran enflasyonu belli oldu

Vadideki lezzet: Michelle Brasserie
 
Girişim sermayesinin perakendeyle dansı
 
Havalimanlarının sosyal ağı
Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X